Market, Pazar, Organik Maceramdan İzlenimler

Bal kabakları renk renk, boy boy çok güzeller!

Yıllarca bir sitede oturduktan sonra, bundan sekiz yıl kadar önce, işime yakın bir mahalleye taşındım. Bildiğiniz eski tip bir mahalle. Sokağı, pazarı, bakkalı, kasabı, terzisi var. Taşındığım semt işime yakın olunca, kendime ayırabildiğim vaktim de arttı biraz, şükür. İstanbul’da yaşayanlar ne demek istediğimi daha iyi anlarlar. Taşınıp yerleştikten sonra fark ettim ki oturduğum sokağın bir ucuna haftada bir pazar kuruluyor, o la la! O gün bugündür her hafta pazara gider oldum, marketten meyve sebze almayı unuttum. Markette yaz kış aynı ürünlerin olması ve hatta hep aynı yerde durması beni gıcık ederdi. Artık o reyonları görmüyorum diye sevindiğimi hatırlıyorum.

Pazarda tatlı sohbetle yapılan alışverişler, kurulan tanışıklıklar, müdavimi olunan tezgahlar kadar mevsimler değiştikçe bazı meyve sebzelerin artıp azalmasını izlemek ayrı bir keyif olmaya başladı. Karnabahar yığınına “son elveda!” yazmışsa pazarcı bilin ki haftaya artık yok mesela. Enginarlar Kıbrıs enginarıysa daha yeni başlıyor enginar mevsimi. Hangi sebze koca koca yığınlar halinde ve çok ucuza satılıyorsa bilin ki tam mevsimi. Yiyip içtiklerimin alışverişini mecburiyet gibi değil de gide gele tanıdığım insanlardan yapmak, tezgahlarda çeşit çeşit taze meyve sebze görmek beni hep çok mutlu etmiştir. Keşke organik pazarlardan biri evime yakın olsa da oradan alışveriş yapsam diye arasıra içimden geçse de market yerine pazardan alışveriş yapabilmenin tadını çıkarıyordum.

Organik dükkandaki brokoli, havuç ve kestane.

Mahallemizdeki mini mini dükkanlara, bir iki ay önce bir organik dükkanı eklendi. Şimdi sesinizi duyar gibiyim, “Organik olduğu nerden belli, organik mi doğal mı, GDO konusu daha önemli, atalık tohum mu?” ve daha niceleri. Bunların sonu gelmez, bence bizimki gibi bir ülkede bu konular kolaylıkla netleşmez. Birileri niyet edip mahallemize böyle bir dükkan açtıysa uğrayıp hem hoş geldiniz diyeyim hem alışveriş yapayım istedim. Uğrayınca öğrendim ki, cumartesi sabahları erkenden organik pazara gidiyorlar ve getirdikleri taptaze ürünleri bu dükkanda pazar fiyatından satıyorlar. Daha ne olsun!! Resmen dualarım kabul olmuştu. 🙂

Organik dükkandaki yeşillikler iştahımı açıyor!

Bu şekilde birkaç aydır pazar yerine bu minik organik dükkandan alışveriş yapmaya başladım. Aldıklarım tam olarak organik mi değil mi bilmiyorum ama marketten ve hatta pazardan aldıklarımdan çok farklı olduklarını söyleyebilirim. Nasıl mı farklı? İşte bunları derleyip sizlerle altı madde olarak paylaşmak istedim:

  1. İlk hafta organik dükkandan aldığım salata malzemelerini yıkarken içinden bir tane böcek düştü, çok şaşırdım. Ertesi hafta yine aynı şey oldu ama farklı bir böcekti. Fark ettim ki yıllardır pazardan aldığım hiç bir şeyden bir kere bile böcek çıkmamıştı!
  2. Organik dükkandan aldığım sebzeler de pazardan aldıklarım da genellikle taze ve çıtır çıtır oluyor. Ama fark ettim ki organik dükkandan aldıklarım daha yumuşak. Bilemiyorum kullanılan ilaçlardan veya hormonlardan sebzeler biraz sertleşiyor mu? Pazardan aldığım dereotu, maydanoz gibi yeşillikler genelde sanki üzerlerine saç spreyi sıkılmış gibi sert ve dimdik oluyor, organik dükkandan aldıklarımsa yumuşacık ve daha narin. Elmalar aynı şekilde çıtır çıtır ama hem kabukları hem içi daha yumuşak bir dokuya sahip.
  3. Organik dükkandan aldığım elma ve ayvaların daha bir yarısını yerken diğer yarısı kararmaya başlıyor! O kadar alışmışım ki meyvelerin pek kararmamasına, bu kadar hızlı kararıyor olmaları beni hem şaşırttı hem de nedense biraz mutlu etti.
  4. Pazarda mevsimi olan sebzeler bolca oluyor ama mevsimi olmayanları da bulmak mümkün oluyor. Organik dükkan da ise mevsimi olmayan bir şey neredeyse hiç yok. İlk başta bu beni biraz zorlasa da şimdi mevsimi olup da beslenmemize çok katmadığım sebze ve meyvelerden alıp onları severek tüketeceğimiz yollar bulmaya çalışıyorum.
  5. Diğer bir gözlemim meyve sebzelerin boyutları ile ilgili. Organik dükkandaki hemen her şey biraz daha küçük. Elmalar, havuçlar, karnabaharlar, hatta sarımsaklar bile mini mini ama çok lezzetli.
  6. Sizlerle paylaşacağım son gözlemim biraz teknik bir bilgi ama yine de paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz fermentasyon tekniği ile probiyotik turşular yapmayı seviyorum. Bu sene lahana turşusu yaparken ilk kez organik dükkandan aldığım lahanaları kullandım. Fermentasyon tekniği sebzedeki iyi bakterileri artırırken bolca gaz çıkışına sebep oluyor. Ne kadar çok gaz çıkıyorsa iyi bakteriler o kadar çok artıyor diyebiliriz bir anlamda. Organik dükkandan aldığım lahanaları fermente ederken ne kadar gaz çıktığına ve suyunun ne kadar arttığına inanamadım doğrusu. Tesadüf müydü bilmiyorum, yeni denemeler yapmaya devam ediyorum. Şimdilik organik sebzelerin çok daha kolay fermente olduğunu söyleyebilirim.

Şu ana kadar dikkatimi çekenler bu kadar. Sizlerin başka gözlemleri varsa duymayı çok isterim.

Sevgilerimle,
Fatma Özdemir
09.02.2019
Emirgan/İstanbul

2 comments

  1. Organik beslenmek çok önemli ama organik ürün bulmak kolay değil. Bu konunun uzmanı tanıdık vasıtasıyla biliyorum :), bir ürünün organik olup olmadığını anlamak kolay değil. Senin saydığın özelliklerin çoğu çeşit farklılığından, özellikle büyük şehirlere gönderilen sebze ve meyvelerin raf ömrü uzun olsun diye dayanıklı sert çeşitler seçiliyor. Bence bu durumda insanlara güvenmekten başka çare yok, organik deniliyorsa organiktir. Her şeye şüpheyle yaklaşarak yaşadığımız stres organiğin etkisini alıp götürüyor bence. İnsanların dürüst olduğuna inanmak istiyorum.

    Beğen

hayatinlesin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s