
İstanbul’a inecek bir uçakta oturuyorum, yüzümde bir gülümseme, kulağımda uçak gürültüsünü kesen bir kulaklık, elimde Almanca bir çocuk kitabı. Biraz uyudum galiba. Uyandım, arkada Pinhani harika gitarını çalıyor. Başımı gayrı ihtiyari sola çevirdim, dışarı baktım. Güneş bulutları ışığa boğmuş, ışıl ışıl köpürmüşler gibi… Bir an kendimi o kadar tam hissettim ki…
Demek ki elli yaşıma gelmem gerekiyordu, yaşamın bir yere yetişir gibi yaşanması gerekmediğini anlamak için. Eksiklerimle, yaralarımla, olduğum gibi olmanın yeterli olduğunu fark etmek için. Hiç tanımadığım insanların arasında tek başına otururken, kendimi olduğum gibi kabul edebilmenin ve yaşamımda beni olduğum halimle sevebilecek insanlarımın olmasının güzelliğini idrak edebilmek için.
Demeki ki elli yıl yaşamam gerekiyordu, ailemde, çevremde gördüğüm bazı şeyler daha iyi olsun diye sürekli çabalamak yerine zaten iyi olan şeylerin tadını çıkarmayı bilebilmek için. Dünyanın neresinde olursa olsun, sevdiğim ve sevildiğim bir yerde yaşamanın ve yine sevdiğim, sevildiğim başka bir yere seyahat edebilmenin kıymetini anlamak için.
Demek ki elli yaşıma gelmem gerekiyordu beklentiler gözlüğümü çıkarıp yaşamı biraz daha olduğu gibi görebilmek ve gördüklerim her zaman çok hoşuma gitmese de gülümseyebilmek için.
İniyoruz diyor pilot… İçim pırpır… Şükür bu elli yılın öğrettiklerine.
Sevgilerimle,
Fatma Özdemir Canverdi
22.01.2025
İstanbul gökyüzü

“Demek ki Elli Yaşıma Gelmem Gerekiyordu…” için 4 cevap
Fatmacım, ne harika bir yazı. Çok teşekkürler paylaştığın için
BeğenBeğen
İnsana kendini hatırlatan bir yazı.En çok hoşuma giden “zaten iyi olan şeylerin tadını çıkarabilmek”bunu unuttuğumu farkettim, yüreğine
sağlık .
BeğenBeğen
İyi ki doğdun! İyi ki karşılaştık! Sent from my iPhone
BeğenBeğen
Welcome to the club 🙂 En güzel yılların daha yaşamadıkların oldun…
BeğenBeğen