Ayurveda ve Hastalık

Ayurveda_Hastalik
Ayurveda’ya Göre Hastalığın 6 Aşaması

Ayurveda, binlerce yıl önce Hindistan’da ortaya çıkmış, her bireyin özgün yapısına ve sağlığını korumasına odaklanan bütüncül bir tıp sistemi. Hipokrat’a atfedilen “Gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanız olsun” sözündeki gibi yiyip içtiklerimize, günlük alışkanlıklarımıza ve özellikle sindirim sisteminin sağlıklı kalmasına büyük önem veren bir sistem. Hastalığın kendisine veya ortaya çıktığı yere odaklanıp semptomları yok etmekten öte hemen her türlü rahatsızlığın kök sebebinin sindirim sisteminde izlerinin sürülebileceğini öğretiyor.

Bilimin yeni yeni keşfetmeye başladığı sağlıkla ilgili bazı bilgileri bize bütüncül bir bakış açısı içinde sunan Ayurveda’nın sağlığa nasıl yaklaştığını anlamak için hastalığı nasıl tanımladığını öğrenmek oldukça ilginç bir perspektif sunuyor. Ayurveda yaklaşımına göre hastalık 6 aşamadan oluşuyor ve her aşama için tedavi önerileri sunuyor. Haliyle ilk aşamalarda rahatsızlıklar daha kolay düzeltilebilirken, aşamalar ilerledikçe problem derinleşiyor ve tedavi kompleksleşiyor. Burada bana en ilginç gelen nokta ise bu aşamalar içinde ana belirtilerin ortaya çıktığı aşama olan beşinci aşamadan itibaren Batı Tıbbı’nın oluşan duruma hastalık tanımını yapıyor olması. Önceki aşamalar için Ayurveda önleyici ve tedavi edici yöntemler önerirken Batı Tıbbı’nın bugünkü uygulanma şeklinde bu aşamalar için teşhis ve tedavi önerileri mevcut değil.

Ayurveda’ya göre hastalığın altı aşaması alttaki gibi. Detayları okumadan önce en üstteki resmi incelemek isteyebilirsiniz.

  1. İlk aşama vücutta doğal olarak olan bir aşama. Olup bitenlerin ve belirtilerin tümü ağzımızdan anüsümüze kadar olan sindirim sistemi içinde. Yiyip içtiklerimizle, yaşımızla, mevsimlerle veya içinde yaşadığımız iklime göre vücutta belirli şeylerin oluşmaya ve birikmeye başlaması. Gaz yapan yiyecekler yediğimizde bağırsaklarımızda gaz oluşması, acı yediğimizde vücudun ısınması, veya çok ağır bir yemekten sonra uykumuzun gelmesi gibi. Bu aşama sağlıklı bir bedende her zaman olan bir durum. Hücrelerimizdeki zeka bedende artmaya/birikmeye başlayan etkiyi fark edip tam tersini harekete geçirerek kendini tedavi edebiliyor. Diğer bir deyişle bedende sağlıklı aşermelerin olduğu aşama . Çok yağlı yediğimizde çay içme isteğinin gelmesi gibi veya çok soğukta kaldığımızda sıcak bir çorba canımızın çekmesi gibi.  Onuncu kahvenizi içtikten sonra hala canınız kahve istiyorsa durumunuz bu kategoride değil 🙂
  2. İkinci aşama ilk aşamadaki durumun zirve yaptıktan sonra doğal olarak azalmaya başlaması yerine sürekli artmaya devam etmesi. Örneğin sürekli soğuk, çiğ gıdalar ile beslenip bağırsaklarımızda aşırı gaz ve krampların oluşmaya başlaması, sürekli acı yemekten kaynaklı midede asitlenmenin başlaması veya çok fazla süt, peynir, yoğurt yemekten kaynaklı sindirimin ağırlaşması gibi. Bu durumda bedende olup bitenler ve belirtiler hala sindirim sisteminde. Tedavisi ilk aşamadaki kadar kolay olmasa da oluşan etkinin tersini uygulayarak ve bazı bitki, çay veya destekleyici şeylerle tedavisi hala nispeten kolay.
  3. Üçüncü aşama oluşan etkinin artık sindirim sisteminden çıkıp dolaşım sistemine (yani kan veya lenf sistemine) karışarak bedende zayıf veya hassas bir nokta aramaya başlaması. Örneğin aşırı yağlı beslenen birinin bu duruma ısrarla devam etmesi sonucunda bu etkinin artık sindirim sisteminde yarattığı etkilerin kana geçerek, kanda ölçülebilir hale gelmesi ve bedende dolaşmaya başlaması olarak düşünebiliriz. Kanda dolaşırken zaman zaman kendini ciltte, ciğerde veya başka yerlerde gösterebilir. Bu aşama artık sindirim sisteminin dışına taştığı için aşermeler sağlıklı olmayabilir. Mesela yağlı yiyeceklerin midenize iyi gelmediğini bile bile her acıktığınızda canınızın patates kızartması ve kızarmış başka yiyecekler çekmesi gibi veya onuncu kahvenizden sonra yine kahve içmek istemeniz gibi 😉 Tedavisi ilk iki aşamadaki kadar kolay olmasa da mümkündür ama daha derin bir araştırma ve daha uzun bir tedavi süreci gerektirir.
  4. Dördüncü aşama dolaşım sisteminde gezinen belirtilerin bedende zayıf bir nokta bulması. Bu zayıf nokta genetik olarak zayıf olan veya aşırı kullanılmaktan yorulmuş bir organ, sistem, doku…vs. olabilir. Bu aşamada etki zayıf noktaya yerleşmeye başlar ve o bölgede ağrı, yanma, ödem gibi ilk belirtileri göstermeye başlar.
  5. Beşinci aşama hastalığın yerleştiği yerde ana belirtilerin görülmeye başlaması. Artık problem ilgili dokuda net olarak görülebiliyor, ölçülebiliyor, muayene veya laboratuvar ölçümleri ile tespit edilebiliyor haldedir. Batı Tıbbı’nın hastalığı teşhis ettiği aşama bu aşamaya denk geliyor. Bu aşamada rahatsızlık ilgili organ, sistem, doku…vs.nin fonksiyonunu bozmaya başlamıştır. Tedavisi imkansız olmamakla birlikte çok daha komplekstir ve uzun süre gerektirir.
  6. Altıncı aşama Ayurveda’ya göre hastalığın son aşamasıdır. Sindirim sisteminden dolaşım sistemi ile çıkıp bedenin zayıf noktalarından birine yerleşen hastalık bedenin o kısmının fonksiyonunu bozmakla kalmaz artık zayıf noktanın ve etrafının dokusunu da bozmaya başlar. Örneğin aşınmasına, tahriş olmasına, ateşlenmesine, iltihaplanmasına veya tümörler oluşmasına sebep olmaya başlar.

Ayurveda bireyin bedenini ve özellikle sindirim sistemini tanıması ile ilk aşamalarda bedenin kendi kendini onarmasını teşvik edici alışkanlıklar edinmesi için teşvik eder. Aşamalar ilerledikçe artık kişinin kendi kendini iyileştirmesi zorlaşır ve Ayurveda konusunda uzman bir doktorun tavsiyeleri ile tedavi mümkün olur. Hastalık daha da ileri aşamalara geçtiğinde artık uzun bir tedavi süreci bizi bekliyordur. Son aşamalardaki durumlar için günümüzde Batı Tıbbı çok ileri gitmiş ve pek çok tedavi önerebilmektedir. Bu noktada rahatsızlığımızın hangi aşamada olduğu konusunda fikrimiz olursa her iki bilimin bilgilerinden yararlanmak mümkün olacaktır.

Ayurveda’nın temellerini öğrenirken beni en çok etkileyen bir detayı paylaşarak bu yazıyı bitirmek istiyorum. Aldığım eğitimdeki grupta pek çok disiplinden insanlar var. Bir tanesi bir Batı Tıp Doktoru arkadaşımız sevgili Nazan Erbil. Nazan Hanım Ayurveda’ya göre hastalığın 6 aşaması konusunu öğrendiğimiz haftasonu dedi ki: “Eskiden Batı Tıbbı doktorları hastayı gözlerine, diline, nabzına..vs. bakarak elle detaylı muayene ederken ilk aşamalardaki belirtileri de dikkate alırlardı ve bu işe Tıp Sanatı denirdi. Şimdi ise değişik sebeplerden dolayı laboratuvar veya medikal cihaz ölçümlerine dayalı teşhis yöntemleri kullanıyoruz, bu sebepledir ki adına Tıp Bilimi deniyor.” Ne kadar etkileyici bir tespit değil mi?

Ayurveda_Toplu_Foto
Ulli ile Ayurvedik Yaşam Programı” Sınıf Arkadaşlarım. Nazan Hanım Ayakta Soldan İkinci.

Sevgilerimle,
Fatma Özdemir
04.10.2017
Gündoğan/Bodrum

Kaynak: Değerli Hocam Ulli Allmeindinger’in “Ulli ile Ayurvedik Yaşam Programı” içeriği.

2 comments

  1. Tam kendim için olumlu bir yanıt bulduğumu düşünürken birden sanki benim için yazılmış bir uyarı gördüm 1. maddede: “Onuncu kahvenizi içtikten sonra hala canınız kahve istiyorsa durumunuz bu kategoride değil :)”

    Çok güzel bir yazı olmuş! Ellerinize sağlık!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s